İnsan Hakları Bir bütündür Ama...*

  •   
  •  A 
  •   

Kentte yaşayan ya da çalışan insanların kamusal alanlarındaki varlığı ve bundan kaynaklanan haklarını,  her biri kentsel yaşam kalitesinin düzeyini ortaya koyan 'özgürlük', 'sağlık', 'güvenlik', 'esenlik' ve 'rahatlık' gibi farklı düzlemlerde ele alıp düzenleyen çalışma ve metinler, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde oldukça yeni bir olgudur.

Çoğumuzun bilmediği Avrupa Yaya Hakları Bildirisi bile 1988 yılında Avrupa Parlamentosu tarafından düzenlenmiş, bu bildirgeye aradan iki yıl geçtikten sonra (İHD) İnsan Hakları Derneği'nin 1990 tarihli Yaya Hakları Bildirgesi eşlik etmiştir.

Ama ne yazık ki, aradan geçen 30 yıl içinde bu hak kategorisinin ele alınıp tartışılması, bu tartışmalar çerçevesinde güncellenip geliştirilmesi dahi mümkün olmamış; akademik dünyayla hak mücadelesi yapan ulusal ve uluslararası örgütlerin gündemi diğer insan haklarıyla dolu geçmiştir.

Üstüne üstlük kötü bir çeviri ile tercüme edilip İnternette dolaştırılan 1988 tarihli Avrupa Yaya Hakları Bildirisi’nin bu köşeli ve anlaşılmaz dili, kimse tarafından fark edilmemiş ve bu kötü dili düzeltmek amacıyla herhangi bir çalışma yapılmamıştır.

Üniversitelerde yapılan yüksek lisans ve doktora tezleriyle uzmanlık tezlerine baktığımızda ya da kütüphanelerdeki yayınları taradığımızda yaya hakları konusunda kendi dilimizde yapılmış herhangi bir çalışma ya da yayına rastlamadığımız hepimizin malûmudur.
Çünkü bazı hakların ‘önemli’ ve ‘öncelikli’ olduğu düşünülerek onlar öne alınıp incelenmiş, araştırılmış ve önemsenmiş; kent ya da yaya haklarına sıra gelmemiştir.

Sanırım ‘kent hakkı’ ya da ‘yaya hakkı’ gibi haklar ‘şimdilik’, diğerlerine göre gereksiz, önemsiz; belki de ‘soft’ bulunuyor ve üzerinde inceleme ya da araştırma yapılmaya değer bulunmuyor...

Belki de bu herkesin önemseyip öncelediği haklar, hem inceleyip araştırana hem de savunana farklı bir şeyler veriyor ya da katıyor olabilir...
Oysa herkes, hakkın ve hak mücadelesinin bir bütün olduğunu; hiçbir hakkın diğerinden önemli ve öncelikli olmadığını; canlılarla, özellikle de insanlarla ilgili bütün hakların gerekli ve değerli olduğunu söylüyor ve savunuyoruz...

Ama yaya haklarının bu terk edilmiş hali ortada (!)

Yüksek Öğretim Kurumu'nun (YÖK) web sayfasına bir girin görün ya da yakınınızdaki bir üniversite kütüphanesine giderek tüm kategorilerde yayınlara, raflara bir göz gezdirin. Neyin olduğunu ya da olmadığını net bir şekilde görüp fark edin.

"İnsan hakları dokunulamaz, devredilemez, ertelenemez" ya da "insan hakları bir bütündür" diyen bütün ulusal ya da uluslararası kurum, kuruluş ve kişilerin yaptıkları çalışmaları ortaya koyan yayınlara bir bakın... Aralarında kent ya da yaya haklarına ilişkin bir şey var mı; varsa o çalışma ya da yayını en son  ne zaman yaptıklarına bir bakın...

Ondan sonra da kendince önemli ve öncelikli gördüğü bazı insan haklarını aradan çekerek sadece onları araştıran ya da onlar adına hak savunuculuğu yapanların nasıl eksik ve yanlış bir hak mücadelesi içinde olduklarını, insan hakları mücadelesinin bütünlüğünü nasıl göz ardı ettiklerini görüp fark edin...

Ali Rıza Avcan

09.07.201844